Avcı Olmak…

İnsanın binlerce yıllık yaşam serüveni içinde, av ve avcılık çok önemli bir yer tutar.
Yaşamın devamı için insanın avlanması gerekiyordu.
Ancak insan “kültürel bir varlık” olarak, giderek doğadan kopmuş ve “av” da çoğu toplumlar için bir hobi olarak kabul görmeye başlanmıştır.
Bugün artık; eskinin değişik hayvanlarının peşinde koşulan avlar yok.
Onun yerine çok farklı biçimlerde ortaya çıkan “av”lar ve “avcı”lar söz konusu…
“Avcı”da, “av”da özel artık.
Bugünün avcısı; uzgörüleri, öngörüleri olan ve bunun ışığında karar verip uygulayabilme özelliklerine sahip kişilerden oluşuyor.
“Av”lar da eskinin saklanan, korkan, edilgen avlarının tam tersine, kendini gösteren, gösterebilenlerin içinden çıkıyor.
İki taraf içinde bir “gönüllülük” söz konusu.
“Ne güzel işte… Av da var, avcı da” diye düşünenler olabilir.
Kazın ayağı gerçekte öyle değil…
Bugünün dünyası “çoğaltılmış bir yokluk” dünyası.
Her şeyin çok göründüğü ama nitelikli olanın çok az olduğu zamanları yaşıyoruz.
Şimdinin ve geleceğin “av” sahneleri, eski victorian tarzı resimlerdeki gibi değil.
Çok daha yumuşak görünen ancak “çok daha sert”…
İş dünyası da bir av alanı.
İş adamları da bir avcı.
Bir av alanı olarak “yeni pazarlar”,
Av sınıfına girebilecek “yeni sektör” ler,
Birlikte çalışılacak “yetenekli insanlar”,
“Gelecek avcılığı”, “Zaman avcılığı”… gibi konular, iş adamlarının kafa yorması gereken alanlar.
Üstelik bu konuda başarılı olanlara bakıldığında; tüm bu konuları bir hobi gibi ele alanlar önde…
Zaman geçiyor ve hayat, hobilerin boş zamanlarda yapıldığı zamanları geride bırakıyor.
Kendini “zaman avcısı” olarak gören her iş insanı;
Ne güzel işte, çok hobim var deme şansına sahip…
Bir önceki yazı Problemi Formüle Etmek…


