Basit…

Bir başarı öyküsünü dinlerken “bu kadar basit miydi?”…
İçinden çıkılmaz gibi görülen bir problemi çözen kişiye; “demek ki basitmiş”…
Bir fabrikayı gezerken, “bu kadar üretimi bu basit makinelerle mi yapıyorsunuz?” gibi düşüncelerle yaklaşmak, aslında bir tür “sıradanlaştırma” eğilimidir.
Zira “başarı” karmaşık olanda gerçekleşir gibi bir ön yargı, başarının önündeki en büyük engeldir.
En zor olan; “bu kadar basit olanı bende yapardım” denilen ortamlarda “başarı”lı olabilmektir. Gerçekte “basit” en zor olandır.
“Basit” sözcüğü genellikle “kolay” olanı temsil eder. Diğer taraftan ise bir tür “hafife alma”yı da içinde barındırır.
Oysa “basit”, hayatı anlayabilmenin ya da anlatabilmenin tılsımlı sözcüklerinden biridir.
Çoğunlukla da bu hafife almanın getirdiği ruh durumu, insanları “karmaşık” olana yöneltir. İçinden çıkılmazlığın taşlı yolları da burada başlar.
Karmaşıklık, yeni karmaşıklıkların da davetiyesidir…
Kişisel dünya özeli temsil ediyor ve herkes onu istediği gibi karmaşıklaştırabilir. Ancak şirket yönetimi gibi ortak yapılan konularda, mümkün olduğunca, “basit” temel alınmalıdır.
Basit bir “dil”,
Basit bir “iletişim ağı”,
Basit bir “yönetim”,
Basit bir “hayat”…
Bugünün “sofistike”leştirilen dünyasında “doğru”ya ulaşabilmenin yolu “basit”e talip olmaktan geçiyor.
Ockham’lı William, “En basit açıklama, doğruya en yakın olandır” diyerek, yaklaşık 800 yıl öncesinden bugüne ve yarına “basit” bir mesaj göndermişti.
Hayatı “basit”leştirmek, “bayağı”laştırmak değildir.
Hayatı “basit” kılmak, hayatı anlamlı hale getirebilmektir.
Basit; “basit bir şey” değildir.
Bir önceki yazı Kendinle Pazarlık Etmek…


