Deniz Gözlüğü…

Deniz Gözlüğü…

Yaz günleri, deniz ile en çok haşır neşir olunan zaman.

Kıyısında güneşlenilen,

Serinlemek için yüzülen,

Ve kışın hastalanmamak için (!) girilen,

Çoğunlukla da “ne olacak işte deniz” olarak algılanan su alanı…

Bir adım ilerideki düşünce ise, yediğimiz balığın yakalandığı yerdir.

Bu kadar “yakın ama uzak” olduğumuz denize, bir gün “deniz gözlüğü” ile dalmak, hayata bakışı değiştirebilir.

Bizi saran suyun içinde, bir “büyük sistem” ile karşı karşıya geliriz.

Dağlar, ovalar, çöller, ormanlar, yürüyen, yüzen canlılar ve her tarafını saran sonsuz su kütlesi…

Dev boyutlusundan küçücük olanına kadar çeşit çeşit canlının, “kendine özgü bir uyum” içinde yaşadığı bu dünyadan, yaşamımıza dair çıkaracağımız dersler çoktur.

Dışarıdan birisi olarak içine girildiğinde, orada kısa bir süreliğine bile olsa yaşayabilmek için, oranın kurallarına uymak zorunda olunduğu gerçeği, derslerin başında gelir.

Uyulmadığında, “hadi yine yırttık” deme şansı yoktur.

Denize uyduğunda bir sorun yok…

Denizi kendime uydurayım dediğinde;

“Sis düdükleri kimin için çalıyor” demeye bile vakit bulamama ihtimali yüksektir.

O yüzdendir ki; “kendime uydurayım” olarak ifade edilen düşüncenin aslında hayatta karşılığı yoktur.

Ait olduğumuz “büyük sistem”, akıl kapasitemizin dışında bir “gerçek” olarak bizi sarıyor.

Ona her müdahale, zaman içinde bir “olumsuzluk” olarak geri dönebiliyor.

İnsanın da uzun deneyimler sonucunda geliştirdiği “üretim tesisi” modelleri var.

Birçok yatırımcı; tıpkı “denize dalalım, bir çözüm buluruz” mantığı ile bu modellere yöneliyor.

Üretim alanındaki “sis düdükleri”nin çaldığı zaman da bu zamandır.

Oysa denize girmeden denize dair bilgiye sahip olmak, birinci kuraldır.

Olması gereken;

Sistem konusunda deneyimli insanlardan bir ekip kurmak, sistem analizlerini yapmak, sistem ile öznel koşullar arasında doğru kanallar açabilmektir…

Doğru sistemi kurgulayabilmek, kurulduktan sonra değil, kurulmadan önce olabiliyor.

Deniz…

Ya kıyısında oturup ondan çıkan balığı yemek ya da onu büyük sistemin bir aynası olarak görmek.

Herkese bir deniz gözlüğü lütfen…

Bir önceki yazı  Enerjiyi doğru kullanmak…

Okumaya devam edin

İlgili yazılar

Tüm makaleler

Eylül…

Kasımdan aralığa, Şubattan marta, Hazirandan temmuza geçtiğini insan takvime bakmadığında pek anlayamaz. Zira atmosfer, hava durumları vs. pek değişmemiştir. Ama bazı aylar vardır ki, geldiğini takvimin ilk günü hissettirir. Bu…

Devamını okuyun

Defterler…

‘Yazmak, her insanda uyuyan sistemi uyandırmak bakımından mükemmeldir ve yazan herkes de, yazmanın, içimizde olduğu halde daha önce farkına varmadığımız bir şeyi uyandırdığını fark etmiştir.’ Georg Christoph Lichtenberg, ‘Aforizmalar’ kitabında…

Devamını okuyun

Günebakan…

Yolları sevenler için, yol kenarındaki her şey yol arkadaşıdır. Yıkık bir istasyon binası, yazdan kalan sebze satıcısının tezgahı, ileride kurumuş bir ağaç, uçsuz bucaksız tarlalar ve tabii ki ufuk çizgisi…

Devamını okuyun