Doyasıya Yaşamak…

Doyasıya Yaşamak…

İnsana bahşedilmiş olan;

Bir nefesi,

Bir dilim ekmeği ,

Bir bardak suyu,

Bir elmanın kenarından ısırmayı,

Kum tanelerinin parmaklarının arasından akıp gitmesini,

Dalında çiçek açmış bir kiraz ağacına tanıklık etmeyi,

Baharı da, kışı da, yazı da aynı enerjiyle hissedebilmeyi,

Yeşil çimenlerin üzerinde yürüyebilmeyi,

Bir kedinin tüylerini okşayabilmeyi,

Dağların yüceliğini, denizin enginliğini, mavinin güzelliğini,

Sevdiklerine sarılabilmeyi,

Gökyüzünü kaplayan göçmen kuşların kanat seslerini duyabilmeyi,

Sabah uyandığında, pencereden içeri giren yeni doğan güneşle aydınlanmayı,

İçinde yaşadığın kentin geçmişini, bugününü,

Binlerce yıl önce yapılmış bir nesneyle aynı mekanda bulunmayı,

Dostlarınla bir sözcüğü paylaşabilmeyi,

Yüzünü yalayıp giden rüzgarı,

Ensenden içeri akan yağmuru,

Bir müzik aletinden yayılan sesi,

Bir şeyler üretebilmeyi,

Birinin sevincine, coşkusuna, derdine, hüznüne ortak olabilmeyi,

Bu dünyaya bir katkım oldu duygusuyla güne başlayabilmeyi,

Sevmeyi, sevilmeyi, özlemeyi, özlenmeyi,

Doyasıya yaşamak…

Yarın “Keşke” dememek için, bugün doya doya yaşamak.

Bütün bunlar için, hayat yeni başlıyor…

Bir önceki yazı Yavaşlayamayan Hızlanamaz…

Okumaya devam edin

İlgili yazılar

Tüm makaleler

Bulutlar…

Bazen ışıklar saçan, Bazen ışıkların önünde bir perdeye dönüşen, Bazen kırmızı, Bazen turuncu, Bazen gri, Bazen siyaha dönen bulutlar. Hayatın sürdürülebilirliği için olmazsa olmaz fiziksel unsur. Bulutlar… Hayal gücümüzü geliştiren…

Devamını okuyun

Yenilenmek…

Bir sabah, her yeni güne uyandığın gibi uyanırsın. Odana erken ışık düşmüştür. Pencereyi açarsın, temiz bir hava içeri seslerle birlikte dolar. Çok tanıdık sesler, kuş cıvıltılarıdır… Bir başka başlar gün…

Devamını okuyun

Eylül…

Kasımdan aralığa, Şubattan marta, Hazirandan temmuza geçtiğini insan takvime bakmadığında pek anlayamaz. Zira atmosfer, hava durumları vs. pek değişmemiştir. Ama bazı aylar vardır ki, geldiğini takvimin ilk günü hissettirir. Bu…

Devamını okuyun