Hazırlanmak…

Aynanın karşısında saatlerce vakit geçirmek,
Üstüne aldığın her bir giysiye tekrar tekrar bakmak,
Olmadılar, neden olmuyorlar soruları…
Sonra… Sanki beklenilen oymuş gibi, bir ses ya da başka bir işaret.
Bir fırsatı yakalamak; bir “değişim” sürecinin başlangıcıdır.
“Hazırlanmak” önemlidir.
Güne hazırlanmak,
İnsanlara hazırlanmak,
Sokağa hazırlanmak,
Arkadaşına, sevdiğine hazırlanmak,
Geleceğe hazırlanmak…
Her birine hazırlanmak, aslında “kendi değerini ölçmek, sınavdan geçirmektir”.
İster küçücük, ister dev bir “proje” olsun, “hazırlanmak” önemlidir.
Hazırlanmak, ilginçtir ki; bir “zaman” ve “zamanlama” meselesidir.
Doğru zamanda, doğru yerde ve doğru insanlarla olmak…
Doğrulardan biri olmadığında, tüm yapılanların heba olması söz konusudur.
O yüzden, “hazırlanmak”;
Veri toplamak, analiz etmek, planlamak, süreç yönetmek, bitirmek gibi bildik süreç uygulamalarının ötesinde, çok daha “özel” bir şeylere ihtiyaç duyar.
Onlar da “hayal, tutku, şiirsel fikir ve en önemlisi yapma isteğine hazır bir zihin”…
Zira her şeye sahip olsanız da, John Berger’in aktardığı biçimiyle; “Zihin hazır değilse, el resim çizemez”…
Günlerce, aylarca süren uykusuz geceler,
Gerilimler, acılar, çatışmalar,
Umutlar, umutsuzluklar,
Vazgeçme, kaçma, uzaklaşma isteği…
Böyle zamanlarda, insan en yakınları ile bile sorunlar yaşar.
Kişinin hem kendisinin, hem de çevresinin bu sorunların; “o günlere” özel olduğunu bilmeleri önemlidir.
Günler günleri kovalar ve;
Sonra bir gün…
Bir bakarsınız…
Ufuktan doğan ışık, sanki sadece size doğuyor duygusu…
O zaman anlarız ki, tüm o sancılı günler, ağır geçen zamanlar,
Gelecek olan günlere “hazırlanmak”tır…
İşte o günü ıskalamamak önemlidir.
İnsan, ömründe, “günün kendisine doğduğu” duygusunu birkaç kez yaşayabilir.
“O gün, yatakta olmamak lazım”…
Bir önceki yazı Gelecek günü


