Hiiiiiç…

Hiiiiiç…

Çocukluk zamanlarından akıllarımızda kalan öğretilerin başında; doğayı, bitkileri, böcekleri, hayvanları tanımak üzerine olanları önemli yer tutar. Bugünün çocuklarına yönelik öğretilerde ise bunlar artık fotoğraflardan, filmlerden aktarılıyor.

Baharı yaşadığımız bugünlerde, çocukluk zamanlarımızın öğretilerine yeniden dönmenin tam zamanı.

Baharın geldiğinden mutlu olmayan yoktur. Uzun, gri kış günlerinden kurtulmanın verdiği mutlulukla, herkesin ayrı bir havaya girdiğini görüyoruz.

Ancak kıştan bahara geçerken, “hayatında ne gibi değişiklikler yaptın” sorusunun karşılığı, genellikle “hiiiiiç” oluyor.

Oysa baharın ruhumuzda ve metabolizmamızda bir değişime neden olması isteniyorsa, rutini kırmak gerekir.

Atın kendinizi doğanın kucağına… Doğanın uyanışının bir parçası olun.

Yeşilin binbir tonunu keşfedin. Ne kadar çok yeşil varmış duygusunu yaşayın.

Doğanın kokusunu ciğerlerinizin tüm dokusuna sindirin. Hiçbir üretilmiş kokunun karşılık olamayacağı o büyülü canlılık bedeninize sinsin.

Üzerinizde kuşlar geçsin, siz uzanıp onların dansını seyredin…

Ve sesler… Doğanın sesleri.

Böcekler, kuşlar… Bütün canlıların bir araya gelip oluşturdukları, doğanın o büyük senfonik bestesinin bir parçası olun.

İlginçtir ki bütün bunları yapmak, maliyeti olmayan hayati bir etkinlik…

Uzun yürüyüşler… Evet… Yapılması gereken tek şey.

Çıkın… Gidin bir ormana… Patikalarda yürüyün.

Bunu yapabilen insan, hayat denilen uzun yürüyüşte de bir adım önde olacaktır.

O yürüyüşlerde, beyninizi boşaltın, ruhun ve bedenin toksinlerini atın…

Kısaca arının…

Hatta bunu çevrenizdekilere de önerin. Cesaretlendirin.

Bahar geldi demekle bahar gelmiyor.

Nasıl ki; “aşk emek ister”se, baharın karşılığını görmek için de emek harcamak, uzun yürüyüşleri yaşamak gerekiyor…

Yarın “hiiiiiç” dememek için, “hiç”in yerini doldurmak gerekiyor…

Bir önceki yazı Kötümserlik/ İyimserlik…

Okumaya devam edin

İlgili yazılar

Tüm makaleler

Yenilenmek…

Bir sabah, her yeni güne uyandığın gibi uyanırsın. Odana erken ışık düşmüştür. Pencereyi açarsın, temiz bir hava içeri seslerle birlikte dolar. Çok tanıdık sesler, kuş cıvıltılarıdır… Bir başka başlar gün…

Devamını okuyun

Eylül…

Kasımdan aralığa, Şubattan marta, Hazirandan temmuza geçtiğini insan takvime bakmadığında pek anlayamaz. Zira atmosfer, hava durumları vs. pek değişmemiştir. Ama bazı aylar vardır ki, geldiğini takvimin ilk günü hissettirir. Bu…

Devamını okuyun

Bahara Uyanmak…

Sokaklar gri, Gökyüzü gri, Deniz gri, Toprak gri, İnsanlar gri, Kısaca her şey gri… Günler geceler boyu süren tek tonlu bir dünya… Sonra bir gün; Uzaklarda, gökyüzünde bir grup kuş…

Devamını okuyun