Kırık Camlar Teorisi…

Kırık Camlar Teorisi…

Bir kırık cam, bin kırık cam,

Bir çöp, bin çöp,

Bir emniyet şeridi ihlali, bin emniyet şeridi ihlali,

Bir küfür, bin küfür…

İnsana özgü davranış eğilimlerinin içinde, “bir kişi yaptı, bende yapayım” duygusu yer alır. Önemli olan bir kişinin başlatmasıdır.

Bunun en çarpıcı örneği, emniyet şeridi ihlallerinde yaşanır. Trafiğin durduğu yollarda, başlangıçta emniyet şeridine giren pek olmaz. Ancak bir kişi girdikten sonra, orada kuyruk oluşur.

Kırık camlar teorisi; ABD’li suç psikoloğu Philip Zimbardo’nun 1969 yılında yapmış olduğu bir deneyden esinlenilmiştir.

Bu çalışma üzerine Sosyal Bilimciler James Q. Wilson ve George L. Kelling 1982 yılında bir makale ile konuyu daha bir somutlaştırırlar;

“Birkaç kırık penceresi olan bir bina düşünün. Camlar tamir edilmemişse vandallar birkaç cam daha kırmaya meyillidir. Sonunda bina boş ise tüm camları kırılabilir, gecekonduysa belki de yangın dahi çıkarabilirler. Ya da bir kaldırım düşünün. Burada bazı çöpler birikir. Yakın zamanda bu çöpler daha fazla birikir. Sonunda buradaki restoranlar, hatta paket servis yapan insanlar bile çöpleri araba ile poşetler halinde getirerek buraya atarlar.”

Bir arada yaşamanın belki de kritik zihinsel eşiği burasıdır;

“O yaptı bende yaparım”

Ortak yaşam, tam da burada çatırdar…

Üretim tesisleri de benzer sıkıntıları yaşar.

Konunun bir tarafında yukarıda ifade edilen sosyolojik boyut büyük yer tutarken, diğer tarafında da göz ardı edilen “tasarım” boyutu yer alır.

Ne alaka diyenler çıkabilir.

İyi tasarlanmamış ve “kör noktaları” olan fabrikalarda, bir müddet sonra bu “kör nokta”lar, kullanılmayan makine parçalarının ve çöplerin atıldığı yerlere dönüşür.

Burada “toplum eğitilmeli” lafı hemen dillendirilir.

Doğrudur, toplum eğitilmelidir.

Ancak yöneticilerin “işiyle iletişimi” daha da belirleyicidir.

Bir cam kırıldıysa hemen tamir edilmeli.

Bir çöp atıldıysa, hemen temizlenmeli.

Ve fabrikanızı kurarken, sadece makinelere odaklanmamak, fabrika binalarının makineleri örten mekanlar olmadığını, yaşayan organizmalar olduğunu benimsemek ve ona göre yapılandırmak çok önemlidir.

Böyle düşünmek ve davranmak;

Fabrika binalarında “halının altı” muamelesi yapılacak yerlerin oluşmasını engeller.

Daha da önemlisi, duygusal dünyamızda ilk cam kırıldığında

“böyle de idare ederim” demek;

Bütün camların kırılması için kapının önüne taş bırakmak demektir.

Bir önceki yazı Gökyüzü…

Okumaya devam edin

İlgili yazılar

Tüm makaleler

Gençlerle Tasarlamak…

Milano benim için özel bir şehir… Yurt dışında ilk gördüğüm şehir, ilk gezdiğim fuar ve ilk makine alışım… 19 yaşındaydım. Aradan uzun yıllar geçmiş olmasına karşın dün gibi hatırlıyorum. Uzaya…

Devamını okuyun

Akıl Oyunları…

Geçtiğimiz günlerde yaşama veda eden Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Matematikçi John Nash’ın hayatını anlatan filmin adı “Akıl Oyunları” idi. Yaşamı ve ortaya koydukları ile “sıra dışı” sözcüğünün en çok yakıştığı…

Devamını okuyun

Ölümcül Şakalar…

Bir arada yaşamanın önemli araçlarından bir tanesi de mizah duygusunun gelişmesidir. Bu duygu ne kadar yüksek olursa; hoşgörü, birbirini anlama, birbirine saygı, mutlu hissetmek ve en önemlisi gevşeyen “yüz kasları”…

Devamını okuyun