Yol Ayrımları…

Yolların çatallandığı, tabelaların olmadığı, yön duygusunun kaybolduğu zamanlarda ve yollarda (özellikle doğada) direksiyonda oturanların önsezileri devreye girer.
Bazen yoldaki izlerin yoğunluğu,
Bazen yol kenarına atılmış bir çöp,
Bazen de sadece ve sadece hisler, tercih nedeni olur.
Tercihler tutar ya da tutmaz… En büyük olumsuzluk, gidilen yolun gerisin geriye gidilmesi olabilir.
Bu olumsuzluktan da, en azından, ‘‘sonradan anlatılacak anılar’’ kalır.
Hayata dair yol ayrımları ise; araba ile yolu kaybetmek kadar basit olmayabiliyor. İnsanın tüm yaşamını etkileyen ‘yol ayrımları’ ince elenip sık dokunmak zorunda…
İş hayatı ise; ‘yolları çatallanan bir orman’dır. Sürekli çatallanan yollarda, yolunuzu kaybetmeden yol almak önemlidir.
Daha önemlisi ise, yol arkadaşlığı yapılmış olan çalışanlarla ‘yolların ayrılması’dır.
Alınabilecek en zor kararlardandır bu. Ve duygusal olarak değil, kriterlere göre değerlendirilmelidir.
Her yönetim, özellikle üst düzey çalışanlarda, birçok parametrenin, neden / sonuç ilişkisine bakar ve onun sonucunda bir karara varır.
Bu parametreler; verimlilikten başlayıp, diğer çalışanlarla ‘iletişim’e kadar birçok veriden oluşur.
Çalışma kültürü, insan kaybetmek üzerine değil, insan kazanmak ve uzun soluklu yolculuklar üzerinedir. Başarısızlıklar yoktur aslında, sadece doku uyuşmazlıkları vardır.
O nedenledir ki; her ayrılık yeni bir başlangıcın kapısını açar…
Bir önceki yazı El İzi…


