Etiket

Mehmet Semih Söylemez

Sayfa 16 / 22

“Biz” Olmak…

Uçak, kalkış için pistin başına gelip, motorlara yüklenmeye başladığında, çoğu kişi, gözlerini kapatıp, “zaman yolculuğu”na çıkar. Şu anda gidilmekte olan yere, daha önce yapılmış yolculuklar, göz önünden geçer. Benzer duyguları…

Kaybetmek / Kazanmak…

İnsan belli bir yaşa geldiğinde, dönüp yaşadıklarına bakıp, muhasebesini yapsa; önemli sonuçlara ulaşabilir. Bu muhasebe “kendi iradesi” ile gerçekleştirdikleri üzerine olmalıdır. Doğru bir değerlendirme için, kendi iradesi dışında olanlar yer…

Yüzleşmek…

“Pamuk Prenses”in, en can alıcı bölümlerinden birisi, kötü kalpli üvey anne ile ayna arasındakidir. “Ayna, ayna söyle bana” diye başlayan diyalog, “ayna”nın ne kadar özel bir nesne olduğunu ortaya koyar…

Bütünleşmek…

Kadın-erkek ilişkilerine dair deneyimler, hayatın geri kalan alanının da aynası gibidir. Bunlardan bir tanesi de “ortaklık”larda ortaya çıkar. Bir birliktelik doğru kurgulanmadığında, nasıl ki sonu “acı verici” olursa, ortaklıklarda da…

Tanıklık etmek…

İnsan doğduğu andan itibaren hem kendi yaşamına, hem de başkalarının yaşamına “tanık”tır. İnsan tanıklık etmekten büyük “haz” alır. Ancak aynı zamanda yaşadıklarına birilerinin de tanık olmasını ister. İtalo Calvino’nun, “Görünmez…

Duygusal Varlık; İnsan…

İnsan; mekanik bir aygıt değil, hisler ve duyulardan oluşan “duygusal bir varlık”tır. Bunu belki en güzel bize anlatan ise; Gustav Flaubert’tir. Doktorlara atfen söylemiş olduğu; “İnsan ruhunu bir bistüri ile…

Sürdürülebilir Dostluk…

Hayat, sonsuza giden büyük bir tren yolculuğu gibidir. Bizim hayatımız da; bu trene binip sonunda indiğimiz bir yolculuktur. Bu yolculuğun tamamı hayatımız değildir aslında. Hayatımız, bu yolculuk sırasındaki anılarımızın toplamıdır…

Kendini Aşmak…

“İşini çok iyi yapan bir insan” “Çok ahlaklı bir insan”, “Çok erdemli bir insan”, “Çok kanaatkar”… İçinde yaşadığımız dönem; her insanda olması gereken bu özellikleri, “ayrıcalık” haline getiriyor. Bu; modern…

Yaşam Enerjisi…

“Yaş” konusu ilginçtir. Çocukluğumuzda, büyüklerimize “ne zaman doğdunuz” diye sorduğumuzda, çoğunlukla savaştan önce ya da sonrasını ya da mevsimleri işaret ederlerdi. Net bir tarih pek yoktu. Dönem vardı. Gençlik yıllarımızda…

Hazırlanmak…

Aynanın karşısında saatlerce vakit geçirmek, Üstüne aldığın her bir giysiye tekrar tekrar bakmak, Olmadılar, neden olmuyorlar soruları… Sonra… Sanki beklenilen oymuş gibi, bir ses ya da başka bir işaret. Bir…

Gelecek Günü…

Eski zamanlardan bugüne gelen ve en çok kullanılan cümlelerinden biri; “Gün gelecek…..” biçiminde başlar. Geleceği, “gelmeyecek” bir durum ve dalga geçilecek bir alan olarak görmektir bu yaklaşım… O günün mantığıyla…

Stres…

Özellikle 20.yy ikinci yarısı ile birlikte, neredeyse bütün hastalıkların ve kötülüklerin anası olarak “stres” gösterilmeye başlandı. İnsan davranışlarında bir olumsuzluk mu var, Toplumda bir kırılma mı yaşanıyor, Çocuk derslerinde başarısız…